şufa davası cevap dilekçesi

PDFYazdıre-Posta

............ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

...................                                                                                       

 

DOSYA NO                                       :2012/.......... E.

DAVAYA VEREN  DAVALI                 :................  (TC Kimlik No: ........................)

VEKİLİ                                            :Av.Mustafa KIRMIZI-Savaş Mah.Cumhuriyet Meydanı Meydan İşhanı 6/4 İSKENDERUN 

DAVACI                                           :...........

VEKİLİ                                            :Av.

KONU                                              : Davaya cevaplarımızdır.

CEVAPLARIMIZ                             :1- Dava konusunun (müvekkil M U tarafından İskenderun İlçesi, KKöyü, Z Mevkii, Pafta No:5, Parsel No: 497 olan paylı mülkiyete konu taşınmazdaki D E payının satın alınması üzerine) davacı tarafından 4721 sayılı TMK’nin 732. Maddesinde düzenlenmiş bulunan önalım hakkının kullanılması olduğu görülmektedir.

     2-Dava konusu taşınmazın (tapu kaydını henüz görmemiş olmamızdan dolayı net olarak bilmemekle birlikte Hösün eşi Ayşe Nine adı ile anılan mirasbırakandan) mirasın açılması ile mirasçılarına iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre geçtiği, bilahare de tapuda mirasçılar adına intikal yapılarak paylı mülkiyet haline geldiği anlaşılmaktadır.

     3-Paylı mülkiyete konu dava konusu taşınmaz paydaşlar arasında fiilen taksim edilmiştir.

     Tapu Sicil Müdürlüğü’nden almış olduğumuz şifahi bilgiye göre taşınmazın malikleri arasında mirasçılar dışında, H S, A B ve müvekkilin hissesini satın almış olduğu D E adlı şahısların da olduğu yani hisselerin tedavül gördüğü anlaşılmaktadır. Bu şahıslardan H S, payı üzerine iki katlı ev yapmış ve halen ikamet etmektedir. Bu fiili durum bile tek başına dava konusu taşınmazın hissedarlar arasında fiilen paylaşıldığı olgusunun ispatına yetmektedir. Zira Yüksek Mahkeme aşağıya bölümleri alınan ekteki kararlarında görüldüğü üzre Taşınmazda çok sayıda paydaş olsa dahi, fiilen taksim edildiğinden söz edebilmek için her bir paydaşın fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmemektedir, şeklindeki görüşü ile paydaşlardan bir ya da birkaçının fiilen kullandığı yerler olması halinde fiili bir taksimin yapılmış olduğunun kabul edileceğini bildirmektedir. 

     Parselin kalan bölümünde diğer hissedarlara ait zeytin ağaçları vardır (zeytin ağaçları hissedarlar tarafından ayrı ayrı dikilmiştir) ve hissedarlar taşınmazı resmi olarak paylaşmamış olsalar da fiilen paylaşmışlardır ve herkesin (ve davacının da)  yararlanmakta olduğu kısım Sayın Mahkemece parsel üzerinde yapılacak keşif esnasında da görüleceği gibi bellidir.

     Müvekkilin payını satın aldığı DE adlı şahsın da fiili olarak yararlandığı kısım mevcuttur o da diğer paydaşlar gibi fiili taksim sonucu kendisine düşen bölümü kullanmış, zeytin ağaçları dikmiş ve zeytin ağaçlarının tımarını yapmakta, ürünlerini toplamakta iken payını müvekkile satmış ve yararlandığı bölümü arz üzerinde müvekkile göstermiştir.      

     4-Davacının mirasçılar dışındaki kişilere pay devri ve fiili paylaşım sırasında her hangi bir hak etmemiş olması ve önalım hakkını kullanmamış olmasına rağmen, müvekkilin hisse alması üzerine önalım hakkını kullanma gereği duymuş olması Yüksek Mahkeme’nin ekli kararlarında da belirlendiği üzere TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.    

     Davacı iyiniyetli değildir ve sözkonusu davayı açması iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz. Önceki devirlere ve fiili taksime itiraz etmeyen davacı yasanın ilgili hükmünden istifadeyle müvekkilin satın aldığı taşınmaz hissesini kendisine mal etmeye çalışmaktadır.

     5- Yüksek Mahkeme’nin benzer davalardaki uygulamasının aşağıdaki gibi olduğu görülmektedir.

  1. a.    “...Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir...”(6.HD, 16.1.2012, 2011/11266-2012/76)[1]

 

  1. b.    “...Taşınmazda çok sayıda paydaş olsa dahi, fiilen taksim edildiğinden söz edebilmek için her bir paydaşın fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmemektedir. Ortada eylemli bir bölüşme söz konusu olduğu halde zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz. Taşınmaz fiilen taksim edilerek kullanıldığına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir...”(6.HD, 19.01.2012, 2011/11748-338)[2]

 

 

 

  1. c.       “...Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17 / 1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

    Olayımıza gelince; Davalının taşınmazın fiilen bölünerek kullanıldığı yönündeki savunması doğrultusunda keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davalı tanıkları taşınmazın batı hududunun Kemal Karahan tarafından ortadaki bölümün Ali Karahan tarafından, doğu hududundaki bölümün ise Hidayet Karahan tarafından kullanılageldiğini beyan etmişler, fen memuru bilirkişisi raporunda da taşınmaz üzerinde krokide A harfi ile gösterilen kısmın davalı Günay Dibektaş, B harfi ile gösterilen yerin Ali Karahan, C harfi ile gösterilen yerin ise Kemal Karahan tarafından kullanıldığını belirtmiştir. Mahkemece yapılan gözlem, yerel bilirkişi ve tanık beyanları davalının fiili taksim savunmasını doğrular niteliktedir. Taşınmazın çok sayıda paydaşı olmasına karşın fiilen taksim edildiğinden söz edebilmek için her bir paydaşın fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmemektedir. Ortada hukuken geçerli olmasa bile bir eylemli bölüşme söz konusu olduğundan, zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz. Taşınmaz fiilen taksim edilerek kullanıldığına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir...”(6.HD, 06.02.2012, 2011/13269-1401)[3]         

           6. Yüksek Mahkeme fiili taksim iddiası üzerine yapılacak araştırma konusunda ise “... Bu durumda mahkemece, gerektiğinde yerinde uygulamalı keşif yapılarak uzman bilirkişiden raporu alınması, tanıklardan taşınmazın kullanımına yönelik hususlara ilişkin ayrıntılı bilgi ve görgülerinin sorulması, tapu kaydındaki tedavüller ve taşınmazın fiili kullanım biçiminin de değerlendirilmesi suretiyle davalıların fiili taksim savunması üzerinde durularak oluşan sonuca göre bir karar vermek gerekir...” (6.HD, 23.2.2011, 2011/11909-1872)[4], şeklinde görüş bildirmektedir.

              7. Fiili taksim olduğu ve bu nedenle de zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanmasının Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmayacağı ve davanın reddi gerektiğini iddia ediyoruz. Bu iddiamızı tedavüllü tapu kaydı, taşınmaz başında yapılacak keşif ve dinleteceğimiz tanıkların beyanları ile ispatlayacağız.

DELİLLER                            : Keşif, bilirkişi, tanıklar beyanı, tapu kaydı (mirasbırakandan mirasçılara intikal ve intikalden sonraki tedavülleri de gösterir) yemin, isticvap ve her türlü yasal delil.

HUKUKİ SEBEPLER                    :TMK, HMK’nin ilgili hükümleri.

CEVAP SÜRESİ                            : İki haftadır

    İSTEM SONUCU                   :  1. Keşif yapılarak göstereceğimiz tanıkların taşınmaz başında dinlenmelerine, taşınmaz üzerinde bulunan evin ve zeytin ağaçlarının kimlere ait olduğunun ve kullanım şekillerinin tespitine, keşif giderinin delilleri arasında keşif deliline de dayanan davacının yatırdığı avanstan karşılanmasına,

                                                 2.Fiili taksim ve yukarıda izaha çalıştığımız diğer nedenlerle davanın reddine, (davanın kabulü halinde müvekkile ödenecek bedelin tapuda gösterilen değer üzerinden değil tespit edilecek gerçek değer/sürüm değeri üzerinden belirlenmesine),                                                  

                                                3.Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine,                                                 

                                                  Karar verilmesini talep ederim. Saygılarımla 21.03.2012

 

                                                                      

                                                                                                             Av.Mustafa KIRMIZI                                                          

                                                                                                              DAVACI VEKİLİ

                                                                                                      

Eki: 1. Vekaletname örneği

        2. Konuyla ilgili Yüksek Mahkeme karar

        Örnekleri

 

 

 


[1] Ekli 1.nolu karardan alınmıştır.

[2] Ekli 2. nolu karardan alınmıştır.

[3] Ekli 3 nolu karardan alınmıştır.

[4] Ekli 4 nolu karardan alınmıştır.

Kitaplarım

KİRA HUKUKU

Kira sözleşmesinin türleri
İlgili hükümler
İcra hukukunda kira
Finansal kiralama

İÇTİHATLI AİLE HUKUKU

çalışmamızın konusu 4721 sayılı Medeni Kanunumuzun Aile Hukuku Başlıklı ikinci Kitabı olmakla bitlikte..

TÜKETİCİ HUKUKU

Günümüzde bir çok tüketim malının hayatımıza girmiş olması yanında tüketim malları üreticilerinin çoğalmış olması...

TÜRK HUKUKUNDA FAİZ VE MUNZAM ZARAR

Faiz hukuku ekonomik dini ve sosyal yönü ile çok boyutlu bir kavramdır. Bu nedenle gerek doktrin gerekse uygulama...

AÇIKLAMALI İÇTİHATLI EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ VE AİLE KONUTU
HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖREV VE YETKİ

PAYDAŞLIĞIN VE ORTAKLIĞIN
(BİRLİKTE MÜLKİYETİN)
GİDERİLMESİ

Günün Sözü (Anlayana)

Hayat ince ince icra edilmesi gereken bir sanattır, icra edemeyenler çabuk göçer.

"Hiç hata yapmamış adam, yeni bir şey denememiştir."

Einstein

 

 

Tarih Saat8

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter